PARALEL EVREN TEORİSİ NEDİR?

Paralel Evren terimi; çoklu evren olarak tanımlanan, birbirinden farklı gözlemlenebilir evrenlerin hipotezsel toplamıdır. Yıllardır teleskopla inceleyebildiğimiz, bilinen evren yaklaşık 93 milyar ışık yılı genişliğindedir. Ancak bu evren, hipotezsel çoklu evrenin çok küçük bir kısmına tekabül eder. Çoklu evrenin sonlu ve sonsuz var olması, olası evrenlerin hipotezsel bütünüdür ve bu evrenler var olan her şeyi; bütün mekân, zaman, madde ve enerji ve bununla birlikte fizik kanunları ve fiziksel değişimleri kapsamaktadır. Bu evrenlere “Paralel Evrenler” ya da “alternatif evrenler” de denir.

Bir sınıflandırmaya göre, çoklu evreni meydana getiren evrenler birbirine bağlıdır ve belirli fizik ve matematik kuralları ile tanımlanmış tek bir sistemin parçasıdır. Bu modelde evrenlerin ortak bir kökeni olduğu ve birbirleri ile ilişkide oldukları varsayılır. Spektrumun diğer ucundaki tamamen ayrı modelde ise tüm muhtemel dünyalar aynı anda, eşit gerçeklik düzeyinde var olmaktadır. “Modal Realizm” olarak bilinen bu görüş ilk olarak 1970’lerde felsefede ortaya çıkmıştır. 1990’larda fizik ve matematikçiler tarafından bilinen evrenin matematiksel bir formla sisteme denk olduğu ve matematiksel sistemlerdeki tüm sınıfların eşit düzeyde gerçek olduğu hipotezi ortaya atılmıştır. Birbirinden ayrı bu evrenler “Paralel Evrenler” ya da “Ruhani Evrenler” olarak da anılmaya başlanmıştır.

Bazıları, bu evrenlerin bilinen evrenle bağlantılı veya alakalı olduğuna inanır; ancak bu ilişkilerin nasıl gerçekleştiği konusunda bir açıklama getirilmez.

Paralel Evrenler tanımı ilk kez Amerikalı fizikçi Hugh Everett tarafından ortaya atılmıştır. Zaman içinde kuantum mekaniğinin ilgi çekici, popüler ve bilimsel platformlarda çok tartışılan kuramlarından birisi olmuştur. Kimi zaman bağımsız ve farklı, hiçbir şekilde birbiriyle etkileşime girmeyen çok sayıda evrenin varlığı öngörülmüştür. George Mason Üniversitesinden Dr. Robin Hanson gibi bilim adamları ise paralel evrenlerin aslında sanılanın aksine birbirinden bağımsız olmadığı; birbiriyle etkileşimde olduğunu öne sürmüştür.

.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir