Deniz Hakkında Ansiklopedik Bilgi

Deniz nedir tanımı nasıl yapılır? Denizlerin oluşumu, tuzluluk oranı, yoğunluğu, sıcaklığı, derinliği gibi konular hakkında bilgiler.

DENİZ, yeryüzünün % 70.8’ini kaplayan su kütlesine verilen ad. Alan olarak açıklanacak olursa; 510 milyon kilometrekare olan dünya yüzölçümünün 361 milyon kilometrekaresi denizlerle kaplıdır.

Kıtaları birbirinden ayıran büyük denizlere okyanus denir. Yalnız deniz diye anılan daha küçük su kitleleri de okyanusların kollarından başka bir şey değildir. Dünyadaki toplam suyun % 98’i okyanus ve denizlerde bulunur. (1.370 milyon km3). Bu büyük hacimdeki su, yeryüzündeki geniş ve derin okyanus çanaklarıyla bunlardan daha az yer tutan ve daha sığ olan denizleri doldurur.

Denizlerin, okyanusların insan yaşamında önemi çok büyüktür. Sularında yaşayan canlılar dolayısıyla hayvansal protein ve yağ bakımından önemli bir besin kaynağı olan denizlerin, ulaşım işlerindeki yararı da sonsuzdur. Denizlerde yaşayan hayvan ve bitkilerden aynı zamanda birçok ham madde de elde edilir.

Denizlerin oluşumu. Güneş sistemindeki gezegenler içinde denizi olan tek gezegenin dünya olduğu sanılmaktadır. Dünyada denizlerin oluşumunu açıklamak için önce deniz yataklarının nasıl oluştuğunu bilmek gerekir. Yerkabuğunun dış bölümlerini oluşturan kayalar bileşim bakımından aynı özellikleri taşımazlar. Yeryüzünde kayaların önemli bir bölümü açık renkli, asit karakterde ve hafiftir. Granit denen ve yer kabuğunun önemli bir bölümüne yayılmış bulunan kayaların ağırlığı genellikle az; granitten daha geniş bir alanı kaplayan koyu renkli bazalt kayalar ise daha ağırdır.

Yeryüzünden birkaç yüz km derinlikte başlayan yerin çekirdeği bir sıvı özelliğindedir. 80 km kalınlığında olan kabuk kayaları, bu çekirdek üzerinde yüzer durumdadır. Bunlarda hafif olan granit kayaları bazalt kayalardan daha yüksekte yüzer. Bu suda yüzen aynı büyüklükteki bir mantarla tahta parçasına benzer. Mantar hafif olduğundan tahtadan daha az batacağı için daha yüksekte kalır. Böylece, daha yüksekte kalan granit tabaka ana karaları, bazalt tabakaları ise denizlerin yataklarını oluşturmuştur. Eğer bu olgunun tersine bütün yerkabuğu aym yükseklikte olsaydı yeryüzü, kalınlığı 2 km’ye yaklaşan suların altında kalmış olacaktı.

Deniz suyundaki tuz, yer kabuğundaki volkanik kayaların 2 milyar yıl süren bir devre boyunca erimesiyle oluştu. Eriyen maddeler, suların içinde kaldı, eriyenler, deniz diplerinde birikerek tortul kayaları oluşturdu. Volkanik kayalarda bulunan eriyebilen bütün öğeler deniz suyunda vardır. Günümüzde de ırmaklar, erimiş maddeleri ve tuzu denize taşırlar.

Denizlerde tuzluluk. Yeryüzünde bilinen kimyasal elementleri deniz suyu içinde bulunanları, genellikle tuz eriyikleri ya da erimiş gaz şeklindedir. 1 kg deniz suyu ortalama 34.9 gr tuz içerir. Buna göre, okyanus ve denizlerdeki toplam tuz miktarı 5×10 üzeri 15 ton olarak hesaplanmıştır (bu tuz, karalar üzerine serilebilseydi 153 metre kalınlığında bir örtü oluşturacaktı). Tuzların oranı her yerde değişkenlik göstermekle birlikte, başlıcaların birbirleriyle oranları, hemen hemen değişmeden aynı kalır.

Denizlerde bulunan başlıca tuzların oranlan
% Lt/gr
Klor 55.04 18.98
Sodyum 30.61 10.55
Magnezyum 3.69 1.27
Sülfatlar 7.68 2.65
Kalsiyum 1.16 0.40
Bikarbonatlar 0.41 0.14

Ayrıca, daha az oranda brom, fosfor, silisyum, bor, arsenik, altın, gümüş, uranyum vb ile birlikte bu maddelerin sayısı 44’ü bulur. Deniz suyundaki kimyasal elementlerden bazıları, canlıların yaşamlarını sürdürme bakımından önem taşır. Örneğin, suda bikarbonat halinde bulunan kalsiyum, birçok canlının yapısına girer; silisyum, diyatome ve radyoler gibi hayvanların yapılarında yer alır; fosfor, canlıların ana maddelerinden birisini oluşturur. Fosfor, bazı sığ sularda fosfat birimleri halinde önemli oranlarda bulunabilir. Denizlerde tuzluluk eşit oranda dağılmamıştır. Okyanuslarda binde 33-37 olan bu oran, kenar ve iç denizlerde çok düşebildiği gibi çok da yükselebilir. Örneğin, dünyanın en tuzlu denizi olan Kızıldeniz’de tuzluluk binde 40-42 iken, tuzluluk oranı en düşük olan B altık’taki Botni Körfezi’nde binde 1 dolayındadır.

Bazı denizlerin tuzluluk oranları

binde
Kızıldeniz 40-42
Okyanuslar 33-37
Akdeniz 38-39
Kuzey Denizi 35
Marmara Denizi 22-25
Beyaz Deniz 20-30
Karadeniz 18
Baltık Denizi 8
Botni Körfezi 1

Denizlerde yoğunluk. Yoğunluk, deniz sularının önemli bir fiziksel özelliğidir. Suyun yapısı, su kütlelerinin hareketleri geniş ölçüde yoğunluğa bağlıdır. Tuzluluğu binde 35 olan deniz suyunun +4°C’deki yoğunluğu 1.028 gr’dır. Bu olgu, deniz suyu içindeki erimiş halde bulunan maddelerden ileri gelir. Çünkü bu maddelerin ağırlık ve yoğunlukları, saf suyu oluşturan hidrojenle oksijenin ağırlık ve yoğunluğundan daha fazladır. Deniz suyunun yoğunluğu üzerinde, sıcaklığın, tuzluluğun ve basıncın etkileri önemli rol oynar. Öteki koşulların değişmemesi halinde, sıcaklık azaldıkça, ekvatordan kutuplara doğru gidildikçe yoğunluk artar.

Denizlerde sıcaklık. Genel olarak denizlerde sıcaklık, yoğunluğun tersine ekvatordan kutuplara doğru gidildikçe-azalır. Okyanus ve denizlerin aldığı ısı miktarı, gerek güneş ışınlarının atmosfer içinde yol aldıkları uzaklığın daha büyük olması, gerekse gelme açısının azalması vb etkenlere bağlıdır. Sıcaklığın değişmesinde, denizlerdeki sıcak ve soğuksu akıntıları büyük önem taşır. Yüzey sularının derin sulardan biraz daha soğuk olduğu kutup bölgeleri dışında, genelde okyanus sularının sıcaklığı, derinlik arttıkça azalır.

Denizlerin derinliği. Denizlerin dipleri, dağ sıraları, derin kanyonlar (ka-pız), çukurlarla kaplıdır. Çıplak gözle görülmesi olanaksız olan bu yüzey şekillerinin varlıkları ancak sondajlarla saptanabilir. Deniz yüzeyi temel alınıp deniz derinlikleriyle karalardaki yükseklikler karşılaştırıldığında, denizlerin daha derin olduğu görülür (ortalama 4.000 m). Yapılan ölçümlere göre denizlerin en derin noktası, Büyük Okyanusya. Mariana Adaları açıklarındaki 11.022 m derinliğindeki Mariana Çukuru’dur; ortalama derinliği 4.200 m. Atlas Okyanusu, en derin yeri Porto Riko Çukuru (9.219 m) ortalama derinliği 3.900 m. Hint Okyanusu, en Jerin yeri Sunda Çukuru (7.455 m) ortalama derinliği 3.900 m.

Dalgalar. Deniz yüzeyinin birbirine koşut, düzenli sırt ve çukurlardan oluşan salınımlar yaptığında, sırt ve yanındaki çukurdan oluşan her bir üniteye dalga adı verilir. Komşu iki dalga sırtı ya da çukuru arasındaki yatay uzunluğa dalga boyu; dalga sırtıyla dalga çukuru arasındaki düşey yükseltiye dalga yüksekliği denir. Ardı ardına gelen iki dalga sırtının durağan bir noktadan geçiş süresi ise dalga periyodu olarak adlandırılır. Dalgaların oluşumunda temel etken rüzgârdır. Dalgaların yüksekliği, süresi, aşındırma gücü, rüzgar hızına bağlıdır. Rüzgârın oluşturduğu dalgalar, genelde iki bölüme ayrılır.
1- İtilme dalgaları ya da zorlu dalgalar,
2- Serbest dalgalar ya da soluğanlar.

Denizlerde gelgit. Ay ve güneşin, dünya üzerine yaptıkları çekim etkisine bağlı olarak deniz düzeyinin sürekli alçalıp yükselmesi olgusudur. Gelgit özellikle sığlık kenar denizlerde daha belirgindir. Kıyı şekli, genişliği, kıyının derinlik özellikleri, gelgt üzerinde etkilidir. Yeryüzünde gelgit günlük (günde birkez), yanm günlük (günde i-ki kez) görülebilir. Karadeniz gibi kapalı denizlerde gelgit olayı pek belirgin olmayıp Akdeniz’de birkaç cm’yi geçmezken, Gebeş Körfezi’nde 3 m, Adriyatik Denizi’nde 1 m’yi bulur.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir