SÜLEYMAN DAĞI

Bu dağ, dünyada sadece üç yükseltinin yer aldığı UNESCO’nun “Kutsal Dağlar” listesinde. Uzaktan, iki hörgüçlü deveye benzeyen kendine özgü siluetiyle Süleyman Dağı, Oş kentinin de sembolü.

Oş şehrine girenleri uzaktan önce Süleyman Dağı karşılar, onlara tarihsel ve kültürel yönden zengin bir merkeze yaklaşmakta olduklarının müjdesini verir. 

Süleyman Peygamber’in yaşadığı yer olarak bilinen, efsane ve menkıbelere konu edilen Süleyman Dağı, Kırgızistan’da inanç ve kültür turizminin önemli merkezlerinden.

Tarih boyunca her zaman ilgi odağı olan dağda Süleyman Peygamber’in otağının kurulduğuna ve kayalar üzerinde alnının izinin bulunduğuna inanılmakta.

Kırgızistan’ın güneyinde, ülkenin ikinci büyük kenti Oş’un tam ortasında yer alan dağdan Özbekistan’a kadar uzanan, bereketli Fergana Vadisi’ni kuşbaşı seyretmek mümkün.

İpek Yolunun önemli bir kavşağında bulunan Süleyman Dağı’nın tepelerinde ve yamaçlarında, Bronz çağına ait tarım alanları, birçok ibadet yeri ve duvarlarına resimler çizilmiş mağaralar var. 

Tepelerin etrafına dağılan dini yapılar patikalarla birbirine bağlanmış, çoğu bugün de kullanılıyor.

Efsaneye göre, Süleyman Dağı’na gelen hastalar şifa bulur, ömürleri de uzarmış. Süleyman Dağı’ndaki bazı noktalarla ilgili değişik inanışlar var. “Bel Taşka” denilen yerin bel ya da böbrek rahatsızlığı olanlara, “Kol Taş” denilen yerin kolları ağrıyanlara, “Beşik Ene” bölgesinin de çocuğu olmayan kadınlara şifa verdiğine inanılırmış. 

Süleyman Dağında Babür Şah’ın da makamı var. Yazları Hindistan çok sıcak olduğu için Babür Şah yazlarını burada, Süleyman Dağında geçirirmiş. Rus işgali sırasında Babür Şah’a ait ne varsa yok edilmiş. Bağımsızlıktan sonra da burada küçük bir mescit yapılmış. 

Süleyman Dağı çevresinde farklı kültürlere ait önemli tarihsel yapılar da var. Bu eserlerin bir kısmı günümüze kadar ulaşmış, pek çoğu da önemli tahribata uğramış. Bunların en çok bilinenleri; Ravat Abdullahan Camii ile Süleyman Dağ Camii. Süleyman Dağı Camii, dağın tepesinde 16’ıncı yüzyılda yapıldı. 

Aynı zamanda Taht-ı Süleyman ve “Babür’ün Evi “ olarak da anılan yapı, 1963 yılında Sovyet yönetimince yakıldı. Ancak o günden kalan ve saklanarak muhafaza edilen bu malzemeler kullanılarak, Kırgızistan’ın bağımsızlığından sonra yeniden inşa edildi. 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir